17 Haziran 2013 Pazartesi

2013-2014 Sezonu Forma Önerileri #1




Galatasaray için gerçekten güzel tasarlanan formalar var bu zamanlarda... Ev sahibi forması çok erken çıktı, biz de diğer iki formayı merak etmeye başladık... Kendi yaptığım 2 tasarım var Galatasaray için... "Away" formada birçok İngiliz kulübünde kullanılan bir uygulamayı denedim... Arma rengini forma rengine uyarladım... Belki pek çok Galatasaraylı bundan hoşlanmayabilir... Ama bence bir değişiklik güzel olabilir kulübümüz adına...

Away Tasarımlar:



Logo Forma Bütünleşmesi


Bu formanın logo ile bütünleşme fikrini ilk olarak Manchester United formalarında görmüştüm... Sol tarafta resmi... Sarı-Kırmızı olan Manchester United logosu, siyah ve beyaz tondaydı... Formayı sarı kırmızı ile bozmamayı düşünmüşlerdi...
Bu gayet güzel bir düşünceydi... Deplasman formasında yenilikti bence...

Yıllar sonra aynı düşünceyi bir Chelsea formasında gördüm... Yeşil-Lacivert bir formaydı...



Orada da aynı uygulamaya gidilmişti... Yine çok güzel durmuştu forma...
Daha sonra bu takımları Liverpool, Manchester City, Arsenal, Milan vs. takip etti... İyi de ettiler... Keşke biz de böyle bir uygulamaya gitsek... Ancak itiraz edecekler elbet çıkar... Çünkü Galatasaray Arması'nda kulübümüzün iki rengi de yer alıyor... "Tek renk olursa çok anlamsız olur", "Sarı-Kırmızı olmazsa benliğimizden koparız" gibi yorumlar gelebilir elbette... Herkesin kendi düşüncesi elbet olacak... Ama yenilik de lazım...




Füme Tasarımlar:



Biliyorum şimdi diyeceksiniz ki, füme forma tasarımın "Adidas"ın AC Milan için tasarladığı formanın kopyası, ya da bu Adidas tasarımı, Nike böyle forma yapmaz diyeceksiniz...

Bir umut var elbette...

Yenilikleri bekliyoruz!..

15 Haziran 2013 Cumartesi

onüç #5


Antony Reveillere



Scout: Juan Manuel Iturbe



Evet ismi Juan Manuel Iturbe, Arjantin 1993 doğumlu sol ayaklı bir genç... Sol açık ve sağ açık pozisyonlarında oynayabiliyor kendisi... 2 sene evvel Porto tarafından getirilmişti Avrupa'ya, ancak yetersiz görüldüğü üzere tekrar Arjantin'e, bu kez River Plate'e gönderildi, kiralık olarak... Şu anda ilk 11 oyuncusu olarak orada forma giyiyor... Latin Amerika'nın en büyük ikinci futbolcu pazarı Arjantin... Bu yüzden hemen hemen her ligde Arjantinli futbolcu görmek mümkün... Premier Lig'de Agüero, La Liga'da Messi, Serie A'da Lamela, bunlara sadece birer örnek...

Juan Iturbe'yi yaklaşık 1 yıldır tanıyorum... En iyi özellikleri ise, dribblingi ve çok süratli koşması... Bir anda jet hızına geçebiliyor bu genç arkadaşımız... Savunma arkası koşularını çok iyi yapıyor... Daha çok sağ tarafta oynamayı seviyor, bunun sebebi ise şut çekmeyi sevmesine bağlıyorum... Sol ayağını etkili kullandığı için sağ kulvardan topu içeri çekerek yapacağı herhangi bir vuruş savunmaya ve kaleciye tehlike yaşatacaktır...

Arjantin'in U-20 Dünya Kupası'nda yer almasını Iturbe'yi ve onun gibilerini izlemek için çok isterdim kendi açımdan... Ancak Arjantin U-20'ye katılamadı... Ama ben eminim ki 2014 Dünya Kupası'nda Arjantin aday kadrosunda olabilecek kapasitede bir futbolcu Iturbe... Kendisini geliştirmeye ihtiyacı var biraz... Fiziğini geliştirmesi lazım... Bizim ligimizde nedense altyapılardan çıkan oyuncular hep fiziksiz, tıknaz oluyor... Emre Çolak, Salih Uçan, Anıl Dilaver ve yeni keşfedilen Serdar Gürler... Hiçbiri yapılı, güçlü bir stoperle topu omuz omuza götürebilecek kapasitede değil...


Ancak şu anda Bayern'de olan Xherdan Shaqiri'ye baktığımızda vücudunu çok ama çok geliştirdiğini görebiliyoruz...


Iturbe de kısa boylu olduğu için (172 cm) fiziki mücadelelerde altta kalmamak adına vücudunu geliştirmeli... Eğer ki kendisini bu yönde geliştirirse geleceğin en büyük yıldız adaylarından olmanın yanında Porto'nun en yüksek bonservisli satışlarından biri de olabilir...

Umut NADERİ


13 Haziran 2013 Perşembe

UEFA'nın Sopası

"Ülkede bu kadar koyun oldukça, elbet güdecek bir çoban bulunur..."
Yazan arkadaşa şapkamı çıkarıyorum buradan...

12 Haziran 2013 Çarşamba

Kesişir Hayatlar 3






İki süper solak... Kaderleri birbirlerine çok yaklaşmıştı Podolski'nin Arsenal'e transferi gündeme geldiğinde ilk kez... Daha sonra da Manchester elinden kaptı Van Persie'yi Arsenal'ın... Biri Alman, biri Hollandalı...


Kesişir Hayatlar 2








Bu da böyle bir macera işte... Çocukluk arkadaşın ile neredeyse aynı yollardan geçip, sürekli birlikte başarmak bazı şeyleri...



7 Haziran 2013 Cuma

Olabilecek Senaryo...


Her transfer döneminde gazetelerin,  gazetecilerin üreticiliği göz dolduracak cinsten... Şimdi de, Carlinhos Galatasaray'ın gündeminde... Gündeminde de, bu haber gazeteyi okumak için iyi bir neden değil ki? Bakkalın, gazetecinin önünden geçen adam spor gazetesine baktığında, "CARLINHOS TRANSFERİ" gibi başlıklar gördüğünde yine aynı su, aynı hamam der kafasından... Ama mesele onu ilginç kılmak olmalı ki zaten çoğu gazete bunları hep yaptı ve yapacak... Satması lazım sonuçta o gazeteyi... Bunun için de olayı enteresan sunmak lazım...

Olabilecek senaryo ise şöyle:

Carlinhos, Türkiye'de top oynadığını bildiği için ilk önce Alex'e telefon açar... Ancak Alex Türkiye konusunda konuşmayı reddeder... Daha sonra da bilgi alamayan Carlinhos, Alex'ten takım arkadaşı Lincoln'ün numarasını ister...
Carlinhos, Lincoln'ü arar... Ancak Lincoln cevap vermez... En sonunda da Roberto Carlos'u aramayı düşünür... Hali hazır Sivasspor'a da transferi gerçekleşmişken...

Carlinhos: Alo Carlos abi! Nasılsın iyisin?
R.Carlos: İyiyim iyiyim, sağol, ne soracaktın?
Carlinhos: Abi benim Galatasaray'a gitmem hakkında sorularım vardı... Nasıl bir kulüp ora ya? Sen de şimdi Türkiye'ye gideceksin, bildiklerin neler abi?
R.Carlos: Valla o kulüp 13 yıl önce beni futboldan soğutmuştu, Süper Kupa'yı bizi yenip almışlardı... Sonra Fenerbahçe'ye gittiğimde kavga filan etmişlerdi maçta baya...
Carlinhos: Naptın abi ya? Ne diyosun?
R.Carlos: Sen bence arayıp Elano'ya sor, o oradan en son gelendi... Bilir belki birşeyler...
Carlinhos: Sağol abi!

Carlinhos Elano'yu da arar...
Elano: Ne vardı?
Carlinhos: Abi ben Galatasaray hakkında soru soracaktım sana?
Elano: Ha şu takım... Valla beni orada çok iyi karşılamışlardı... Haldun diye bir adam beni transfer etmişti... Ama ben oraya sadece düzenli oynamak için gitmiştim... Dunga, sen eğer sürekli oynamayı başarırsan, seni Brezilya Milli Takımında, Güney Afrika'daki Dünya Kupası'na götüreceğim, dedi... Ben de oraya gittim, sürekli oynamaya çalıştım... Sonra baya bişiler oldu, son sezonumda 3 teknik direktör ile oynadım... Hatta 2. teknik direktörüm, Misimoviç'i sakız çiğnedi diye kadrodan attı! Garip yerler oralar...
Carlinhos: Vay vay... Herkes kötü şeyler anlatıyor... Ne olacak benim durumum ya?!