26 Mayıs 2016 Perşembe
Fotoğraflar Konuşur : Galatasaray 1-0 Fenerbahçe
Etiketler:
fenerbahçe,
galatasaray,
Jan Olde Riekerink,
kupa
Riekerink, geldiğinden beri en iyi şekle sokmak için çabaladı takımı. Biraz da şansın yardımı ile geldi buralara kadar ve almasını da bildi kupayı. En büyük mimarlarından alınan bu kupanın. En çok o hak etmişti, yürümeye mecali kalmayan takımı winner haline geri getirdi. Helal olsun hocam, çok büyüksün, unutulmayacaksın, daha nice gençler de çıkaracaksın oradan. Var ol hocam. Çok teşekkürler bu mutluluğu bize yaşattığın için.
19 Nisan 2016 Salı
Galatasaray'ı uçuruma sürükleyenler...
Etiketler:
galatasaray
Yönetenlere, bu sezon başı yönetmiş olanlara hiçbir şekilde hakkımı helal etmiyorum. Bizi bu hale getirenler inşallah en boktan durumlara düşerler, rezil rüsva olurlar...
Orospu çocuğu bir yönetim ekibi tarafından yönetiliyoruz ve koltuk sevdalıları kulübü liseliler yönetecek diye tutturup koltuklarından vazgeçmiyor. Bok çukurundayız ama resmen ülkenin özeti gibi, pişkin pişkin cevaplar veriyorlar. İstifa etmeyi düşünmüyorlar dahî...
İki yüzlü bir oyuncu grubumuz var, Ryan Donk denilen vurdumduymaz herif Kasımpaşa'da koştuğunun yarısını koşmuyor, sarf ettiği eforun yarısını sarfetmiyor, pas verdiği yere bile bakmıyor, pas vermeden önce nerede durduğundan dahi haberi yok.
Gördüğüm en şeref yoksunu futbolcu olan Hamit Altıntop var. Real Madrid gibi para babası kulüpte şirin görünmek adına sakatken alacaklarından vazgeçiyor gösteriş budalası herif. Ama buraya gelince kulüp tarihinin en zor zamanında resmen kulüp bankasını tek başına hortumluyor iki yüzlü herif... Senin rızkına sokayım...
Kulübün soytarısı Sabri var ancak uzun süre yedek kaldıktan sonra aklına çalışmak gelen ama uzun süreli forma bulmaya başladıktan sonra göt, göbek büyüten ama hala Galatasaraylıyım ayaklarına taraftara yalanan iğrenç bir herif...
Eyvallah Abi Semih var, çok türk dizisi izlemiş, duygulara oynuyor delikanlı. Korner filan diyor hakem aut verince. Kendisine edilen küfre filan eyvallah çekiyor sosyal medyada. Sonra televizyona çıkıyor, yabancı sınırlaması bir olsun diyor gerzek, sanki Ujfalusi olmasa bir baltaya sap olacakmış gibi. Kendisini o noktalara çıkaran sanki Yekta Kurtuluş...
Mustafa Denizli var, akbaba gibi adam. Takımın çölde ölmesini bekleyip etine kemiğine dadanıyor hemen. Önce fiyakalı laflar ediyor, sanki dün şampiyon olmuş. Yok karabulutu onun için sismiş filan. Galatasaray'a en zor zamanında en ufak bir şey dahi vermeden, ama paraları cukkalayarak gidiyor. hatta gitmeden enfeksiyonu Donk'u da bırakıyor ölü bünyeye ki bir daha hiç kalkamasın kulüp bu rezil halinden.
Kaptan dediğimiz Selçuk var ama sadece pazubandı takıyor adam. Maç öncesi veledin tekiyle muhabbet ediyor, takımı ateşle desen pısırığın teki.
Tepki koy desen tırsınca kendi formasını çıkaracak kadar vurdumduymaz. Galatasaray'ın karakteri değil, yanlış kaptan.
Ve en pisliğine geleyim, ultrAslan denilen göt yalama grubu. Hiçbir baltaya sap olamadıkları gibi, kendilerine haksızlık yapılırken her yere söven, bağıran, çağıran ama rakip hakem hatası ile 7 kişi kalınca rakip ile taşak geçip, topu bize attıklarında o topla çevirdiğimiz paslara oley çekecek kadar gamsız bir güruh. Aynısı kendilerine yapılsa ortalığı aleve verir bunlar. Galatasaray'ın en büyük utanç kaynağı bunlar. Her maç ortalama 6-7 koltuk benim oturduğum tribünde kırılıyor. sonra kulüp neden transfer yapmıyor oluyor...
Bu grup öyle bir grup ki sene başında Sercan Yıldırım'ı yuhalayıp, Omar Niasse'ye burun kıvırıp, 19 yaşındaki Rodriguez'e asist yaparken ıslık ve yuhalama yapan, Bruma'yı yuhalayan, Avrupa maçında Burak Yılmaz gol atarken anons esnasında Burak'ı yuhalayan, Galatasaray'a değil kendi menfaatlerine oynayan şekilci bir grup. Taraftar filan değiller.
Sonra bu herifler çıkıyor neden oyuncumuz yok, neden forvetimiz yok diye laf yapıyorlar...
Kulüp tarihinin en rezalet sezonunu geçirirken de sesleri çıkmıyor. Duruyorlar öylece... Strasbourg biletlerinden 10'ar tane alıp karaborsa satmanın derdinde her biri... çünkü Galatasaray nereye gitmiş, onların umurlarında dahi değil ki...
Bu kulübü bu hale bu koşullar getirdi... Maalesef hala yapılan hiçbir uygulama yok ne yazık ki... Sonumuz hiç hoş görünmüyor.
Hayırlısı olsun demekten başka ne çare...
2 Şubat 2016 Salı
Türk Futbolundan Bir Yunan Geçti...
Etiketler:
akhisarspor,
eskişehirspor,
konyaspor,
samsunspor,
theofanis gekas
Gekas'ın maalesef Sion'a transfer olduğunu öğrendim. Kendisi Samsunspor'a transfer olduğunda, ilginç bir şekilde karşılamaya gelmemişti hiçbir Samsunspor taraftarı. Havaalanında kendisini karşılayan 2-3 Galatasaraylı futbolsever vardı...
O zaman tahmin edemezdik ki, bu adam bir Fenerbahçe maçında hat-trick yapacak, oynadığı her sezon gol krallığında zirveye oynayacak, gittiği her takımda goller atacak, hatta Akhisar taraftarı tarafından ilahlaştırılacak! Öyle bir adamdı Gekas...
2014 Dünya Kupası son 16 maçında Kosta Rika ile Yunantan arasında oynanan maçta penaltıyı kaçırınca kaçımızın canı yanmadı?..
Şu video ile yazıyı bitirmek istiyorum...
23 Ocak 2016 Cumartesi
18 Ocak 2016 Pazartesi
Transferde Latin Amerika...
Etiketler:
alex de souza,
arjantin,
brezilya,
bursaspor,
cassio lincoln,
fenerbahçe,
galatasaray,
güney amerika,
latin amerika,
pablo batalla
Hazır Benitez transferi gündemdeyken aklımdaki bir yazıyı yazmak istedim. Güney Amerikalı oyuncuları severim, Avrupalı oyunculara göre oyunları daha bir görsel şölen niteliği taşır. Tabii bu daha iyi oldukları anlamına gelmiyor. Görselliğe bu kadar önem verirken, taktiksel fundamentali tam anlamı ile oturtamıyorlar kafalarına iyi bir eğitim alamadıklarında. Bu eğitim altyapıda da olabiliyor, profesyonel oyuncu olduklarında genç zamanlarında aldıkları tecrübeler ile de olabiliyor.

Doğrudan Güney Amerika'dan gelenlerde bu tip problemler yaşanabiliyor, ancak ülkeye gelen en başarılı ikinci oyuncu da bir Güney Amerikalı! Alex de Souza bu ligde olağanüstü başarılara imza atmış ve bir Türk takımını Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline taşımış bir oyuncuydu. Ama onu özel yapan, zaten hali hazırda dönemin en üst düzey isimleri ile Brezilya Milli Takımı'nda oynamış olması ve oyun bilgisini zaten halihazırda geliştirmiş olmasıydı. Bir de oynadığı dönemde Fenerbahçe bir Brezilya ekolü oluşturduğunda işleri onun için çok daha kolaylaştırmıştı, sahada dilini konuşabildiği çok sayıda oyuncunun olması, sahadaki iletişimini ve oyununu üst düzeye taşımıştı.
Türkiye'ye doğrudan Güney Amerika'dan gelip de başarılı olmuş futbolcu sayısı az maalesef. Çünkü futbol burada taktiksellikten çok sahadaki hırs ile oynanıyor. Hal böyle olunca da daha evvelden taktik eğitimi almamış bir oyuncu seviye atlayamıyor. Anadolu takımlarından başlamak istiyorum öncelikle. Önceki günlerde Pablo Martin Batalla Bursaspor'a geri döndü. Kuşkusuz Bursaspor tarihine adını altın harfler ile yazdırmış bir oyuncu. Kulübü ligdeki tek şampiyonluğuna taşımış, daha sonra da o şampiyonlukla gidilen Şampiyonlar Ligi'nde takımın tek golünü atmış bir isim Batalla. Kendisinin Avrupa'da oynadığı tek takım Bursaspor. Buna rağmen oyun görüşü, oyun bilgisi üst düzeydi kendisinin. Zamanında da yanında Ertuğrul Sağlam yönetiminde iştahları kabarmış Volkan Şen, Sercan Yıldırım ve Ozan İpek gibi atak oyuncuları da olunca onları çok güzel kullandı. Gol attırdı veya attı ama takıma yararı yadsınamaz bir gerçekti. Ben Batalla'nın bir istisna olduğu kanaatindeyim. Peki başka istisnalar var mı? Tabii ki var.
2013-14 sezonunun ara transfer döneminde gelen Alex Telles var mesela bu istisnalardan. "Sonunda sol bek olan bir sol bek!" nameleri ile karşılanmıştı Brezilyalı 2014 Ocak ayında İstanbul'a inerken. İlk başlarda tecrübesizliği bariz bir şekilde yansıtıyordu, fiziğini kullanmayı bilmiyordu, hatta çoğu maçta onu kayıp düşerken görmek mümkündü, çünkü denge problemi olduğu barizdi. Ama onu istisna haline getiren ve Galatasaray'dan Inter'e transfer ettiren olay halen de kendisinin oynadığı takımı çalıştıran Roberto Mancini'ydi. Galatasaray'a kendisi transfer etti, Inter'e de kendisi geri aldı. Acaba kendisi ile Mancini arasında bir Emerson-Capello bağı olur mu bilmiyorum. Sanırım Emerson aşırı bir görev adamı olduğu için sürekli yanına alıyordu Capello, kim bilir? Ama Telles'i özel yapan hem çok genç yaşında gelmesi hem de Mancini gibi bir hoca ile çalışması oldu. Kendisinin transferinde kendisi ile adı geçen Carlinhos Galatasaray'a gelseydi Inter'e filan gidebileceğini zannetmiyorum, çünkü Carlinhos zaten Telles Galatasaray'a geldiğinde 26 yaşındaydı. Neredeyse kariyerinin yarısına yakın bir bölümü Brezilya Ligi'nde geçirdiği için, ilk başta bahsettiğim o fundamentalin kafasında hiç gelişmediği kanaatindeyim. Bunun yanında Telles ile kabaca aynı zamanlarda Beşiktaş'a getirilen Ramon Motta, ilk başlarda Telles'ten çok daha ileride gözüküyor olsa da, şimdilerde kendisi Antalyaspor'a transfer olmuş durumda. Yine oyun bilgisinin, temelin yaşa göre nasıl değişkenlik gösterdiğini kanıtlayan bir olay Motta ve Telles olayı.
Zamanında yine Güney Amerika'dan alınan ve başarılı olamayan çok da uzak olmayan bir Ontivero örneği var. Hala başarılı olma şansı var bana göre. Ama kendisinin sürekli her sene başka bir takıma kiralanması da kendisini sürekli başka bir yere adapte olmak zorunda bırakıyor o genç yaşında maalesef. Kalite olarak fena olmayan bir oyuncu ama fiziksel dezavantajı(1.67'lik bir boyu var) var. Bunu kendi avantajına dönüştüremeyince de maalesef kalitesi saha içerisinde kayboluyor. Mesela Sneijder de çok kısa bir oyuncu, ama buna karşın boyunu avantajına çevirmeyi çok iyi biliyor. Çevikliği üst düzeyde o yaşında bile. Kendi ekseni etrafında müthiş bir çabuklukta dönebiliyor. O harika paslar da bu dönüşler sonrası çıkıyor çoğu zaman.
Bir başka isim de Marcelo Adrian Carrusca... Kendisi şu anda 32 yaşında ve Avustralya Ligi'nde oynuyor. Galatasaray'a 2006 yılında Meksika takımı Cruz Azul'dan geldiğinde 22 yaşındaydı ve belli bir kumaşı vardı. Belki de o dönemde başka bir yıldız olan Arda'nın olağanüstü çıkışı ve ondan formayı adeta yırtarcasına alması kendisinin Galatasaray'da bulunduğu 2 sezon boyunca toplamda 22 maçta oynamasına sebep oldu. Oynadığı maçlarda da vasatın çok üstüne çıkamadı. Hem Gerets ile hem de Karl-Heinz Feldkamp ile çalışmış olmasına rağmen tutunamadı burada.

Doğrudan Güney Amerika'dan gelenlerde bu tip problemler yaşanabiliyor, ancak ülkeye gelen en başarılı ikinci oyuncu da bir Güney Amerikalı! Alex de Souza bu ligde olağanüstü başarılara imza atmış ve bir Türk takımını Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline taşımış bir oyuncuydu. Ama onu özel yapan, zaten hali hazırda dönemin en üst düzey isimleri ile Brezilya Milli Takımı'nda oynamış olması ve oyun bilgisini zaten halihazırda geliştirmiş olmasıydı. Bir de oynadığı dönemde Fenerbahçe bir Brezilya ekolü oluşturduğunda işleri onun için çok daha kolaylaştırmıştı, sahada dilini konuşabildiği çok sayıda oyuncunun olması, sahadaki iletişimini ve oyununu üst düzeye taşımıştı.
Alex'in Fenerbahçe'ye gelişinden sonra Galatasaray'a gelen iki Brezilyalı ofansif orta saha oyuncusu, Cassio Lincoln ve Elano Blumer de Avrupa deneyimi tatmış oyunculardı. İkisi de zamanında takıma katkıda bulundu ve olabildiğince tutunmaya çalıştı. Lincoln sorunlu karakteri olmasaydı çok daha yükseklere tırmanabilirdi. Skibbe ile başlayan sezonda olağanüstü istatistiklerle giden Brezilyalı, Bülent Korkmaz'ın gelişi ile dramatik bir düşüşe geçti.
Galatasaray'da daha önce o mevkiiye alınan bir başka Brezilyalı Felipe Loureiro kendine has kaliteli kumaşı olan bir oyuncu olsa da o da direk Güney Amerika'dan getirilen ve tutunamayan bir başka oyuncuydu...
Peki bunca örnek varken önümüzde, Benitez transferi Galatasaray'ın bu zor sürecinde ne kadar mantıklı?..
15 Aralık 2015 Salı
Selçuk İnan Hakkında...
Etiketler:
beşiktaş,
galatasaray,
selçuk inan
Hakkında yazılan çirkin şeyleri okudukça benim de içim acıyor. Tam tüketici bir toplumuz ve ünlüleri, özellikle futbolcuları hatalarında, zor anlarında harcamak için fırsat kolluyoruz ülke olarak resmen. Sosyal medya ve onunla yönlenen insanlar adeta kin kusma makinesi haline geldiler. Çünkü kimsenin fikri dahi yok olan bitenden, sadece anı yorumluyorlar veya yorumladıklarını sanıyorlar, çünkü daha çok sürü psikolojisi ile hareket ediyorlar. "Birisi Selçuk'a mı sövmüş? Ben de sövmeliyim!" diyor adamlar. Daha üç gün olmadı Tolga Zengin'e yapılan linç. şimdi Selçuk'a yapılıyor benzeri.
Yıllar önce Arda Turan genç bir yetenek olarak sahalardayken, "Paris Hilton yakışır sana" kafasındaki, tiksindiğim taraftar grubu, Arda zamanında sinema kapattığında Arda'ya linç kampanyası başlatmıştı. Nedir bu ünlüleri çekememe derdiniz? Hep bunlar anlık tepkiler verdiğiniz için ve geneli göremeyecek kadar düşük seviyede düşündüğünüz için oluyor.
Selçuk İnan daha iki ay önce İzlanda'ya son dakikada frikik golünü attığı zaman da yazmıştım benzer şeyleri. O zaman da yine medya Selçuk'un orasını burasını yalamak isteyenlerle doluydu. Şimdi oyun kuralları içerisinde, rezil bir takım içerisinde, gol atmayı geçtim, pozisyon üretmekten dahi aciz bir takım içerisinde ceza sahası çevresinden faul almak istediği için adamın sövülmedik yeri kalmamış. Faul almak futbolda yasak olan bir olay mı? Geçen hafta da yaptı aynı şeyi. hatta geçen hafta kazandığı bu frikikte vurduğu top rakip savunmacının koluna çarptı ama verilen bir penaltı yoktu.
Vefasız diye suçlanıyor, takımının gol atması için yay çevresinde faul almaya çalışan adam mı vefasız oluyor?
Takımın neredeyse tamamının rezil rüsva oynadığı maçta kendisinin maradona gibi 5 kişiyi dizip gol atması mı bekleniyor? Beyinleriniz nerede acaba? Maçta çok kez adam geçip boşa pas çıkarmışlığı var Selçuk'un Beşiktaş maçında, diğer maçlarda yaptığından çok daha fazla hatta, ancak devamı gelmiyor maç içerisinde çünkü takım rezil bir boyuta ulaşmış, hiçleri oynuyor. Futbolun bireysel değil de takım oyunu olduğunu bilmeyen insanlar da tek bir oyuncunun ardından atıp tutuyorlar. Sneijder'in gol dışındaki tek olumlu hareketi de Selçuk'tan farksızdı, o da al ver yaptı yana ve geriye, çünkü ileride top tutacak adam yok, bireysel oynayan bir Tasin var, kazmalıkta master yapmış bir Umut Bulut var, sağda ise yokları oynayan bir Podolski var. Bu durumda kaptanın takımı kurtarması bekleniyor. çok beklersiniz.
Maç sonunda hakemden dem vurmuş, en doğal hakkıdır, herkes eleştiri hakkına sahiptir. Hakemin iletişimi kötüydü demiş, maçı izleyenler belki dikkat etmişlerdir, Selçuk'un Mete Kalkavan'ı top oyundayken takip edip bir şeyler anlatmaya çalıştığını görmüşlerdir. ancak o pozisyonda selçuk bir sonuca varamadı, normalde hakemin iyi iletişim kurup tansiyonu düşürmesi gerekmektedir. Çünkü hakem rakip değildir. Her oyuncuya eşit seviyede yaklaşması gerekmektedir.
Selçuk çok efendi bir adamdır, bunun yanında da sahada en sakin kalan oyunculardan da biridir. Ama sonuçta herkes damarına basıldığında aşırı reaksiyon verebilir, bunu takımın en soğuk adamı Hakan Balta bile yapıyor zaman zaman. Muslera bile maç gerildiğinde sinirlenip ona buna bağırabiliyor. İnsanın doğasında var. Selçuk da Mersin İdman Yurdu maçında Tita'nın kendisinin damarına basması sonrası aşırı reaksiyon vermişti zamanında ama kartına itiraz etmeden efendi gibi ayrılmıştı sahadan. Galatasaray'ın kötü oynadığı maçta kaptanın sinirlerinin bozulabileceği akıllara neden gelmiyor? Belki böyle düşünmek istemiyorlar, empati yapmıyorlar, çünkü öteki türlüsü daha kolaya geliyor çoğunluk için...
Kendisi iyi oynadığında bir tarafını yalamak isteyip, kötü oynadığında ise eleştirmek yerine söven skor taraftarları da bir zahmet yazmasınlar, bayıyor. Zaten sürü gibi aynı şeyi yazıyorsunuz. Çeşitlilik kalmamış kocaman sosyal medyada. Özgün insanlar lazım maalesef buralara...
Yıllar önce Arda Turan genç bir yetenek olarak sahalardayken, "Paris Hilton yakışır sana" kafasındaki, tiksindiğim taraftar grubu, Arda zamanında sinema kapattığında Arda'ya linç kampanyası başlatmıştı. Nedir bu ünlüleri çekememe derdiniz? Hep bunlar anlık tepkiler verdiğiniz için ve geneli göremeyecek kadar düşük seviyede düşündüğünüz için oluyor.
Selçuk İnan daha iki ay önce İzlanda'ya son dakikada frikik golünü attığı zaman da yazmıştım benzer şeyleri. O zaman da yine medya Selçuk'un orasını burasını yalamak isteyenlerle doluydu. Şimdi oyun kuralları içerisinde, rezil bir takım içerisinde, gol atmayı geçtim, pozisyon üretmekten dahi aciz bir takım içerisinde ceza sahası çevresinden faul almak istediği için adamın sövülmedik yeri kalmamış. Faul almak futbolda yasak olan bir olay mı? Geçen hafta da yaptı aynı şeyi. hatta geçen hafta kazandığı bu frikikte vurduğu top rakip savunmacının koluna çarptı ama verilen bir penaltı yoktu.
Vefasız diye suçlanıyor, takımının gol atması için yay çevresinde faul almaya çalışan adam mı vefasız oluyor?
Takımın neredeyse tamamının rezil rüsva oynadığı maçta kendisinin maradona gibi 5 kişiyi dizip gol atması mı bekleniyor? Beyinleriniz nerede acaba? Maçta çok kez adam geçip boşa pas çıkarmışlığı var Selçuk'un Beşiktaş maçında, diğer maçlarda yaptığından çok daha fazla hatta, ancak devamı gelmiyor maç içerisinde çünkü takım rezil bir boyuta ulaşmış, hiçleri oynuyor. Futbolun bireysel değil de takım oyunu olduğunu bilmeyen insanlar da tek bir oyuncunun ardından atıp tutuyorlar. Sneijder'in gol dışındaki tek olumlu hareketi de Selçuk'tan farksızdı, o da al ver yaptı yana ve geriye, çünkü ileride top tutacak adam yok, bireysel oynayan bir Tasin var, kazmalıkta master yapmış bir Umut Bulut var, sağda ise yokları oynayan bir Podolski var. Bu durumda kaptanın takımı kurtarması bekleniyor. çok beklersiniz.
Maç sonunda hakemden dem vurmuş, en doğal hakkıdır, herkes eleştiri hakkına sahiptir. Hakemin iletişimi kötüydü demiş, maçı izleyenler belki dikkat etmişlerdir, Selçuk'un Mete Kalkavan'ı top oyundayken takip edip bir şeyler anlatmaya çalıştığını görmüşlerdir. ancak o pozisyonda selçuk bir sonuca varamadı, normalde hakemin iyi iletişim kurup tansiyonu düşürmesi gerekmektedir. Çünkü hakem rakip değildir. Her oyuncuya eşit seviyede yaklaşması gerekmektedir.
Selçuk çok efendi bir adamdır, bunun yanında da sahada en sakin kalan oyunculardan da biridir. Ama sonuçta herkes damarına basıldığında aşırı reaksiyon verebilir, bunu takımın en soğuk adamı Hakan Balta bile yapıyor zaman zaman. Muslera bile maç gerildiğinde sinirlenip ona buna bağırabiliyor. İnsanın doğasında var. Selçuk da Mersin İdman Yurdu maçında Tita'nın kendisinin damarına basması sonrası aşırı reaksiyon vermişti zamanında ama kartına itiraz etmeden efendi gibi ayrılmıştı sahadan. Galatasaray'ın kötü oynadığı maçta kaptanın sinirlerinin bozulabileceği akıllara neden gelmiyor? Belki böyle düşünmek istemiyorlar, empati yapmıyorlar, çünkü öteki türlüsü daha kolaya geliyor çoğunluk için...
Kendisi iyi oynadığında bir tarafını yalamak isteyip, kötü oynadığında ise eleştirmek yerine söven skor taraftarları da bir zahmet yazmasınlar, bayıyor. Zaten sürü gibi aynı şeyi yazıyorsunuz. Çeşitlilik kalmamış kocaman sosyal medyada. Özgün insanlar lazım maalesef buralara...
16 Ağustos 2015 Pazar
Tarih Bir Kadroya Sığsaydı: Manisaspor #1
Bu sefer Manisaspor'da oynayıp futbolumuza değer katan kişileri yazmak istedim... Çok zengin bir kadro çıktı ortaya... Barcelona'ya transfer olmuş Arda Turan, gol kralı Burak Yılmaz, Galatasaray kaptanı Selçuk İnan ve bir sürü yetenekli ve tecrübeli isim daha...
Kalecilerden başlamak istiyorum...
Volkan Babacan, son senelerde büyük bir çıkış yaşadı ve belki de Başakşehir'in şu anda yükseği hedeflemesinde büyük paya sahip... Fenerbahçe tecrübesi de var ve zamanında daha çok forma giyebilmek adına oradan ayrıldı... Geçen sezon boyunca, Volkan Demirel'ın milli takımdan çıkarılması ve Onur Kıvrak'ın da sakat olması sebebiyle kale milli maçlarda kendisine devredilmişti... Fena da olmayan bir grafik çizdi kalesinde... Şu anda da Başakşehir adına Süper Lig'de güzel bir performans ortaya koyuyor...
Bir zamanlar Galatasaray altyapısında yetiştirilen ve daha sonra gönderilen, 2007 yılında Erciyesspor ile yıldızlaştıktan sonra Karl Heinz Feldkamp tarafından Galatasaray'a tekrar getirilen Orkun Usak, o sezon boyunca Galatasaray forması ile 21 maçta forma giydi... Oynadığı ilk 5 maçta kalesini gole kapatan Orkun Galatasaray forması ile ilk golünü seyircisiz oynanan Galatasaray - Beşiktaş derbisinde Rodrigo Tello'dan yedi...
O sezon oynanan bir başka derbide de, Semih Şentürk ve Deivid'den gol yediği Fenerbahçe - Galatasaray derbisini Galatasaray 2-0 mağlup tamamladı... Aynı sezon oynanan bir Galatasaray - Manisaspor maçında da Selçuk İnan ve Burak Yılmaz'dan goller yemiş ancak Galatasaray bu maçı 6-3 gibi farklı bir skorla kazanmıştır...
Maçtan önce yeşil sahaya çıkarken yaptığı haç işareti ile taraftardan zaman zaman tepki topladı... Maç içerisinde takındığı garip mimiklerle de zaman zaman gülünç bir hal aldı...
Koray Avcı, defansif orta saha ve stoper mevkiilerinde oynayabilen oyuncu 2005 yılının Ocak ayında Beşiktaş tarafından transfer edildi... O sezon aşırı olarak göze batmasa da, 17 Mayıs 2005 günü oynanan Fenerbahçe derbisinde, Şükrü Saraçoğlu'nda maç 3-3 berabere iken ve Beşiktaş, Oscar Cordoba'nın kırmızı kart görmesi sonucu kaleye Daniel Pancu'yu koymuş olmasına rağmen, ileri çıkıp 90+2'de attığı gol ile hafızalara kazınmıştır...
Caner Erkin, yine Ersun Yanal'lı Manisaspor'un altın döneminden bir isim... Kendisi bu dönemde gösterdiği olağanüstü performans ile çok erken yaşta CSKA Moskova'nın yolunu tuttu... Orada oynadığı iki sezonun ardından 2009 yılında kiralık olarak Galatasaray'a geldi... UEFA Kupası son 16 maçında Atletico Madrid maçında içinde bulunduğu verilmeyen bir penaltı pozisyonu sonrasında 2 dakika içerisinde gördüğü 2 sarı kart sonucu oyundan atıldı... Bu hareketi ile Galatasaray taraftarından büyük tepki topladı...
Bir sonraki sezonda Fenerbahçe'ye transferinin ardından Galatasaray taraftarı tarafından daha büyük bir nefret topladı... 2010-11 sezonunda Aykut Kocaman ile, 2013-14 sezonunda ise eski hocası Ersun Yanal ile Süper Lig şampiyonluğu yaşadı... Milli Takım'da da düzenli olarak forma giymektedir...
Galatasaray'ın şu anki kaptanı, Selçuk İnan, Manisaspor'un altın döneminin, Trabzonspor'un Şenol Güneş ile zirve yaptığı dönemin ve Galatasaray'ın Fatih Terim ile iki kere üst üste şampiyon olduğu dönemin kilit oyuncularındandı... 2006-07 sezonunda Manisa'da oynanan Manisaspor-Galatasaray maçında kaleci Mondragon'a attığı frikik ile tanınan Selçuk İnan, daha sonraları Manisa'da yükselen performansı ile Trabzonspor tarafından transfer edildi... Gustavo Colman ile orta sahada çok iyi bir ikili oluşturan Selçuk, 2011 sezonunun sonunda averaj ile şampiyonluğu kaçıran Trabzonspor takımında yer aldı... Sonraki sezonda Fatih Terim tarafından Galatasaray'a alınan Selçuk, Felipe Melo ile birlikte oluşturdukları orta saha ile üç şampiyonluk yaşadı... Bu performanslar arasında Abdullah Avcı tarafından Milli Takım'a alınmadığı zaman Avcı'ya tepkiler yağdı... 2012-13 sezonunda Fatih Terim tarafından takım kaptanı yapıldı... En kritik derbilerde attığı frikik golleri ile taraftarın gönlünde taht kurmuş olsa da, kötü performanslarında acımasızca eleştiri topladı... Oyun kurmaktan, sorumluluk almaktan kaçtığı söylendi... Hakkında hep yazılıp çizildi... Galatasaray ile üç şampiyonluk yaşadı... Şu anda 30 yaşında ve hala Galatasaray kaptanı olarak takımda forma giymekte...
Devamı haftaya...
Volkan Babacan, son senelerde büyük bir çıkış yaşadı ve belki de Başakşehir'in şu anda yükseği hedeflemesinde büyük paya sahip... Fenerbahçe tecrübesi de var ve zamanında daha çok forma giyebilmek adına oradan ayrıldı... Geçen sezon boyunca, Volkan Demirel'ın milli takımdan çıkarılması ve Onur Kıvrak'ın da sakat olması sebebiyle kale milli maçlarda kendisine devredilmişti... Fena da olmayan bir grafik çizdi kalesinde... Şu anda da Başakşehir adına Süper Lig'de güzel bir performans ortaya koyuyor...
Bir zamanlar Galatasaray altyapısında yetiştirilen ve daha sonra gönderilen, 2007 yılında Erciyesspor ile yıldızlaştıktan sonra Karl Heinz Feldkamp tarafından Galatasaray'a tekrar getirilen Orkun Usak, o sezon boyunca Galatasaray forması ile 21 maçta forma giydi... Oynadığı ilk 5 maçta kalesini gole kapatan Orkun Galatasaray forması ile ilk golünü seyircisiz oynanan Galatasaray - Beşiktaş derbisinde Rodrigo Tello'dan yedi...
Maçtan önce yeşil sahaya çıkarken yaptığı haç işareti ile taraftardan zaman zaman tepki topladı... Maç içerisinde takındığı garip mimiklerle de zaman zaman gülünç bir hal aldı...
Koray Avcı, defansif orta saha ve stoper mevkiilerinde oynayabilen oyuncu 2005 yılının Ocak ayında Beşiktaş tarafından transfer edildi... O sezon aşırı olarak göze batmasa da, 17 Mayıs 2005 günü oynanan Fenerbahçe derbisinde, Şükrü Saraçoğlu'nda maç 3-3 berabere iken ve Beşiktaş, Oscar Cordoba'nın kırmızı kart görmesi sonucu kaleye Daniel Pancu'yu koymuş olmasına rağmen, ileri çıkıp 90+2'de attığı gol ile hafızalara kazınmıştır...
Halen Galatasaray'da forma giymekte olan Hakan Balta, Manisaspor'un altın döneminin en önemli parçalarından biriydi... Ersun Yanal döneminde bir joker oyuncu olarak kullanılan Hakan Balta, Manisaspor döneminde sol bek, stoper, defansif orta saha ve orta saha mevkiilerinde görev aldı... 2008 yılında Galatasaray'a karşı oynayan ve bu maçta da 1 gol kaydeden Hakan, bu sezonun ara transfer döneminde Karl Heinz Feldkamp tarafından Galatasaray'a kazandırıldı... Geldiği ilk dönemde Volkan Yaman'dan formayı kapan ve uzun seneler boyunca hem milli takımda, hem de Galatasaray'da formasını terletti... Euro 2008'de yarı final oynayan kadroda yer aldı... Ardından çıkan sigaralı görüntüleri sebebi ile çok eleştiri topladı, 2010-11 sezonunun başında Karpaty Lviv'e karşı oynanan deplasmanda kaçırdığı adam sebebi ile yenen golün ardından büyük eleştiriler aldı... Ancak daha sonra Fatih Terim ile terkar çıkış yakaladı... Terim'in 2. sezonunda yerini Albert Riera'ya kaptırsa da, Mancini'nin stoperdeki ihtiyacını karşıladıktan sonra tekrar devamlı olarak oynamaya başladı...
Geçen sezonun sonlarına doğru oynanan Gaziantepspor maçının son dakikalarında attığı kafa golü ile gelen şampiyonlukta çok büyük pay sahibi oldu... Şu anda 32 yaşında ve hala Galatasaray forması giymekte...
Bir sonraki sezonda Fenerbahçe'ye transferinin ardından Galatasaray taraftarı tarafından daha büyük bir nefret topladı... 2010-11 sezonunda Aykut Kocaman ile, 2013-14 sezonunda ise eski hocası Ersun Yanal ile Süper Lig şampiyonluğu yaşadı... Milli Takım'da da düzenli olarak forma giymektedir...
Devamı haftaya...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







