2 Şubat 2016 Salı

Türk Futbolundan Bir Yunan Geçti...

Gekas'ın maalesef Sion'a transfer olduğunu öğrendim. Kendisi Samsunspor'a transfer olduğunda, ilginç bir şekilde karşılamaya gelmemişti hiçbir Samsunspor taraftarı. Havaalanında kendisini karşılayan 2-3 Galatasaraylı futbolsever vardı...


O zaman tahmin edemezdik ki, bu adam bir Fenerbahçe maçında hat-trick yapacak, oynadığı her sezon gol krallığında zirveye oynayacak, gittiği her takımda goller atacak, hatta Akhisar taraftarı tarafından ilahlaştırılacak! Öyle bir adamdı Gekas...

2014 Dünya Kupası son 16 maçında Kosta Rika ile Yunantan arasında oynanan maçta penaltıyı kaçırınca kaçımızın canı yanmadı?..

Şu video ile yazıyı bitirmek istiyorum...


18 Ocak 2016 Pazartesi

Transferde Latin Amerika...

Hazır Benitez transferi gündemdeyken aklımdaki bir yazıyı yazmak istedim. Güney Amerikalı oyuncuları severim, Avrupalı oyunculara göre oyunları daha bir görsel şölen niteliği taşır. Tabii bu daha iyi oldukları anlamına gelmiyor. Görselliğe bu kadar önem verirken, taktiksel fundamentali tam anlamı ile oturtamıyorlar kafalarına iyi bir eğitim alamadıklarında. Bu eğitim altyapıda da olabiliyor, profesyonel oyuncu olduklarında genç zamanlarında aldıkları tecrübeler ile de olabiliyor.

Türkiye'ye doğrudan Güney Amerika'dan gelip de başarılı olmuş futbolcu sayısı az maalesef. Çünkü futbol burada taktiksellikten çok sahadaki hırs ile oynanıyor. Hal böyle olunca da daha evvelden taktik eğitimi almamış bir oyuncu seviye atlayamıyor. Anadolu takımlarından başlamak istiyorum öncelikle. Önceki günlerde Pablo Martin Batalla Bursaspor'a geri döndü. Kuşkusuz Bursaspor tarihine adını altın harfler ile yazdırmış bir oyuncu. Kulübü ligdeki tek şampiyonluğuna taşımış, daha sonra da o şampiyonlukla gidilen Şampiyonlar Ligi'nde takımın tek golünü atmış bir isim Batalla. Kendisinin Avrupa'da oynadığı tek takım Bursaspor. Buna rağmen oyun görüşü, oyun bilgisi üst düzeydi kendisinin. Zamanında da yanında Ertuğrul Sağlam yönetiminde iştahları kabarmış Volkan Şen, Sercan Yıldırım ve Ozan İpek gibi atak oyuncuları da olunca onları çok güzel kullandı. Gol attırdı veya attı ama takıma yararı yadsınamaz bir gerçekti. Ben Batalla'nın bir istisna olduğu kanaatindeyim. Peki başka istisnalar var mı? Tabii ki var.


2013-14 sezonunun ara transfer döneminde gelen Alex Telles var mesela bu istisnalardan. "Sonunda sol bek olan bir sol bek!" nameleri ile karşılanmıştı Brezilyalı 2014 Ocak ayında İstanbul'a inerken. İlk başlarda tecrübesizliği bariz bir şekilde yansıtıyordu, fiziğini kullanmayı bilmiyordu, hatta çoğu maçta onu kayıp düşerken görmek mümkündü, çünkü denge problemi olduğu barizdi. Ama onu istisna haline getiren ve Galatasaray'dan Inter'e transfer ettiren olay halen de kendisinin oynadığı takımı çalıştıran Roberto Mancini'ydi. Galatasaray'a kendisi transfer etti, Inter'e de kendisi geri aldı. Acaba kendisi ile Mancini arasında bir Emerson-Capello bağı olur mu bilmiyorum. Sanırım Emerson aşırı bir görev adamı olduğu için sürekli yanına alıyordu Capello, kim bilir? Ama Telles'i özel yapan hem çok genç yaşında gelmesi hem de Mancini gibi bir hoca ile çalışması oldu. Kendisinin transferinde kendisi ile adı geçen Carlinhos Galatasaray'a gelseydi Inter'e filan gidebileceğini zannetmiyorum, çünkü Carlinhos zaten Telles Galatasaray'a geldiğinde 26 yaşındaydı. Neredeyse kariyerinin yarısına yakın bir bölümü Brezilya Ligi'nde geçirdiği için, ilk başta bahsettiğim o fundamentalin kafasında hiç gelişmediği kanaatindeyim. Bunun yanında Telles ile kabaca aynı zamanlarda Beşiktaş'a getirilen Ramon Motta, ilk başlarda Telles'ten çok daha ileride gözüküyor olsa da, şimdilerde kendisi Antalyaspor'a transfer olmuş durumda. Yine oyun bilgisinin, temelin yaşa göre nasıl değişkenlik gösterdiğini kanıtlayan bir olay Motta ve Telles olayı. 
Zamanında yine Güney Amerika'dan alınan ve başarılı olamayan çok da uzak olmayan bir Ontivero örneği var. Hala başarılı olma şansı var bana göre. Ama kendisinin sürekli her sene başka bir takıma kiralanması da kendisini sürekli başka bir yere adapte olmak zorunda bırakıyor o genç yaşında maalesef. Kalite olarak fena olmayan bir oyuncu ama fiziksel dezavantajı(1.67'lik bir boyu var) var. Bunu kendi avantajına dönüştüremeyince de maalesef kalitesi saha içerisinde kayboluyor. Mesela Sneijder de çok kısa bir oyuncu, ama buna karşın boyunu avantajına çevirmeyi çok iyi biliyor. Çevikliği üst düzeyde o yaşında bile. Kendi ekseni etrafında müthiş bir çabuklukta dönebiliyor. O harika paslar da bu dönüşler sonrası çıkıyor çoğu zaman.

Bir başka isim de Marcelo Adrian Carrusca... Kendisi şu anda 32 yaşında ve Avustralya Ligi'nde oynuyor. Galatasaray'a 2006 yılında Meksika takımı Cruz Azul'dan geldiğinde 22 yaşındaydı ve belli bir kumaşı vardı. Belki de o dönemde başka bir yıldız olan Arda'nın olağanüstü çıkışı ve ondan formayı adeta yırtarcasına alması kendisinin Galatasaray'da bulunduğu 2 sezon boyunca toplamda 22 maçta oynamasına sebep oldu. Oynadığı maçlarda da vasatın çok üstüne çıkamadı. Hem Gerets ile hem de Karl-Heinz Feldkamp ile çalışmış olmasına rağmen tutunamadı burada.


Doğrudan Güney Amerika'dan gelenlerde bu tip problemler yaşanabiliyor, ancak ülkeye gelen en başarılı ikinci oyuncu da bir Güney Amerikalı! Alex de Souza bu ligde olağanüstü başarılara imza atmış ve bir Türk takımını Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline taşımış bir oyuncuydu. Ama onu özel yapan, zaten hali hazırda dönemin en üst düzey isimleri ile Brezilya Milli Takımı'nda oynamış olması ve oyun bilgisini zaten halihazırda geliştirmiş olmasıydı. Bir de oynadığı dönemde Fenerbahçe bir Brezilya ekolü oluşturduğunda işleri onun için çok daha kolaylaştırmıştı, sahada dilini konuşabildiği çok sayıda oyuncunun olması, sahadaki iletişimini ve oyununu üst düzeye taşımıştı. 
Alex'in Fenerbahçe'ye gelişinden sonra Galatasaray'a gelen iki Brezilyalı ofansif orta saha oyuncusu, Cassio Lincoln ve Elano Blumer de Avrupa deneyimi tatmış oyunculardı. İkisi de zamanında takıma katkıda bulundu ve olabildiğince tutunmaya çalıştı. Lincoln sorunlu karakteri olmasaydı çok daha yükseklere tırmanabilirdi. Skibbe ile başlayan sezonda olağanüstü istatistiklerle giden Brezilyalı, Bülent Korkmaz'ın gelişi ile dramatik bir düşüşe geçti.

Galatasaray'da daha önce o mevkiiye alınan bir başka Brezilyalı Felipe Loureiro kendine has kaliteli kumaşı olan bir oyuncu olsa da o da direk Güney Amerika'dan getirilen ve tutunamayan bir başka oyuncuydu...

Peki bunca örnek varken önümüzde, Benitez transferi Galatasaray'ın bu zor sürecinde ne kadar mantıklı?..

15 Aralık 2015 Salı

Selçuk İnan Hakkında...

Hakkında yazılan çirkin şeyleri okudukça benim de içim acıyor. Tam tüketici bir toplumuz ve ünlüleri, özellikle futbolcuları hatalarında, zor anlarında harcamak için fırsat kolluyoruz ülke olarak resmen. Sosyal medya ve onunla yönlenen insanlar adeta kin kusma makinesi haline geldiler. Çünkü kimsenin fikri dahi yok olan bitenden, sadece anı yorumluyorlar veya yorumladıklarını sanıyorlar, çünkü daha çok sürü psikolojisi ile hareket ediyorlar. "Birisi Selçuk'a mı sövmüş? Ben de sövmeliyim!" diyor adamlar. Daha üç gün olmadı Tolga Zengin'e yapılan linç. şimdi Selçuk'a yapılıyor benzeri.

Yıllar önce Arda Turan genç bir yetenek olarak sahalardayken, "Paris Hilton yakışır sana" kafasındaki, tiksindiğim taraftar grubu, Arda zamanında sinema kapattığında Arda'ya linç kampanyası başlatmıştı. Nedir bu ünlüleri çekememe derdiniz? Hep bunlar anlık tepkiler verdiğiniz için ve geneli göremeyecek kadar düşük seviyede düşündüğünüz için oluyor.

Selçuk İnan daha iki ay önce İzlanda'ya son dakikada frikik golünü attığı zaman da yazmıştım benzer şeyleri. O zaman da yine medya Selçuk'un orasını burasını yalamak isteyenlerle doluydu. Şimdi oyun kuralları içerisinde, rezil bir takım içerisinde, gol atmayı geçtim, pozisyon üretmekten dahi aciz bir takım içerisinde ceza sahası çevresinden faul almak istediği için adamın sövülmedik yeri kalmamış. Faul almak futbolda yasak olan bir olay mı? Geçen hafta da yaptı aynı şeyi. hatta geçen hafta kazandığı bu frikikte vurduğu top rakip savunmacının koluna çarptı ama verilen bir penaltı yoktu.

Vefasız diye suçlanıyor, takımının gol atması için yay çevresinde faul almaya çalışan adam mı vefasız oluyor?
Takımın neredeyse tamamının rezil rüsva oynadığı maçta kendisinin maradona gibi 5 kişiyi dizip gol atması mı bekleniyor? Beyinleriniz nerede acaba? Maçta çok kez adam geçip boşa pas çıkarmışlığı var Selçuk'un Beşiktaş maçında, diğer maçlarda yaptığından çok daha fazla hatta, ancak devamı gelmiyor maç içerisinde çünkü takım rezil bir boyuta ulaşmış, hiçleri oynuyor. Futbolun bireysel değil de takım oyunu olduğunu bilmeyen insanlar da tek bir oyuncunun ardından atıp tutuyorlar. Sneijder'in gol dışındaki tek olumlu hareketi de Selçuk'tan farksızdı, o da al ver yaptı yana ve geriye, çünkü ileride top tutacak adam yok, bireysel oynayan bir Tasin var, kazmalıkta master yapmış bir Umut Bulut var, sağda ise yokları oynayan bir Podolski var. Bu durumda kaptanın takımı kurtarması bekleniyor. çok beklersiniz.

Maç sonunda hakemden dem vurmuş, en doğal hakkıdır, herkes eleştiri hakkına sahiptir. Hakemin iletişimi kötüydü demiş, maçı izleyenler belki dikkat etmişlerdir, Selçuk'un Mete Kalkavan'ı top oyundayken takip edip bir şeyler anlatmaya çalıştığını görmüşlerdir. ancak o pozisyonda selçuk bir sonuca varamadı, normalde hakemin iyi iletişim kurup tansiyonu düşürmesi gerekmektedir. Çünkü hakem rakip değildir. Her oyuncuya eşit seviyede yaklaşması gerekmektedir.

Selçuk çok efendi bir adamdır, bunun yanında da sahada en sakin kalan oyunculardan da biridir. Ama sonuçta herkes damarına basıldığında aşırı reaksiyon verebilir, bunu takımın en soğuk adamı Hakan Balta bile yapıyor zaman zaman. Muslera bile maç gerildiğinde sinirlenip ona buna bağırabiliyor. İnsanın doğasında var. Selçuk da Mersin İdman Yurdu maçında Tita'nın kendisinin damarına basması sonrası aşırı reaksiyon vermişti zamanında ama kartına itiraz etmeden efendi gibi ayrılmıştı sahadan. Galatasaray'ın kötü oynadığı maçta kaptanın sinirlerinin bozulabileceği akıllara neden gelmiyor? Belki böyle düşünmek istemiyorlar, empati yapmıyorlar, çünkü öteki türlüsü daha kolaya geliyor çoğunluk için...

Kendisi iyi oynadığında bir tarafını yalamak isteyip, kötü oynadığında ise eleştirmek yerine söven skor taraftarları da bir zahmet yazmasınlar, bayıyor. Zaten sürü gibi aynı şeyi yazıyorsunuz. Çeşitlilik kalmamış kocaman sosyal medyada. Özgün insanlar lazım maalesef buralara...



16 Ağustos 2015 Pazar

Tarih Bir Kadroya Sığsaydı: Manisaspor #1

Bu sefer Manisaspor'da oynayıp futbolumuza değer katan kişileri yazmak istedim... Çok zengin bir kadro çıktı ortaya... Barcelona'ya transfer olmuş Arda Turan, gol kralı Burak Yılmaz, Galatasaray kaptanı Selçuk İnan ve bir sürü yetenekli ve tecrübeli isim daha...

Kalecilerden başlamak istiyorum...

Volkan Babacan, son senelerde büyük bir çıkış yaşadı ve belki de Başakşehir'in şu anda yükseği hedeflemesinde büyük paya sahip... Fenerbahçe tecrübesi de var ve zamanında daha çok forma giyebilmek adına oradan ayrıldı... Geçen sezon boyunca, Volkan Demirel'ın milli takımdan çıkarılması ve Onur Kıvrak'ın da sakat olması sebebiyle kale milli maçlarda kendisine devredilmişti... Fena da olmayan bir grafik çizdi kalesinde... Şu anda da Başakşehir adına Süper Lig'de güzel bir performans ortaya koyuyor...


Bir zamanlar Galatasaray altyapısında yetiştirilen ve daha sonra gönderilen, 2007 yılında Erciyesspor ile yıldızlaştıktan sonra Karl Heinz Feldkamp tarafından Galatasaray'a tekrar getirilen Orkun Usak, o sezon boyunca Galatasaray forması ile 21 maçta forma giydi... Oynadığı ilk 5 maçta kalesini gole kapatan Orkun Galatasaray forması ile ilk golünü seyircisiz oynanan Galatasaray - Beşiktaş derbisinde Rodrigo Tello'dan yedi...


O sezon oynanan bir başka derbide de, Semih Şentürk ve Deivid'den gol yediği Fenerbahçe - Galatasaray derbisini Galatasaray 2-0 mağlup tamamladı... Aynı sezon oynanan bir Galatasaray - Manisaspor maçında da Selçuk İnan ve Burak Yılmaz'dan goller yemiş ancak Galatasaray bu maçı 6-3 gibi farklı bir skorla kazanmıştır...
Maçtan önce yeşil sahaya çıkarken yaptığı haç işareti ile taraftardan zaman zaman tepki topladı... Maç içerisinde takındığı garip mimiklerle de zaman zaman gülünç bir hal aldı...





Koray Avcı, defansif orta saha ve stoper mevkiilerinde oynayabilen oyuncu 2005 yılının Ocak ayında Beşiktaş tarafından transfer edildi... O sezon aşırı olarak göze batmasa da, 17 Mayıs 2005 günü oynanan Fenerbahçe derbisinde, Şükrü Saraçoğlu'nda maç 3-3 berabere iken ve Beşiktaş, Oscar Cordoba'nın kırmızı kart görmesi sonucu kaleye Daniel Pancu'yu koymuş olmasına rağmen, ileri çıkıp 90+2'de attığı gol ile hafızalara kazınmıştır...


Halen Galatasaray'da forma giymekte olan Hakan Balta, Manisaspor'un altın döneminin en önemli parçalarından biriydi... Ersun Yanal döneminde bir joker oyuncu olarak kullanılan Hakan Balta, Manisaspor döneminde sol bek, stoper, defansif orta saha ve orta saha mevkiilerinde görev aldı... 2008 yılında Galatasaray'a karşı oynayan ve bu maçta da 1 gol kaydeden Hakan, bu sezonun ara transfer döneminde Karl Heinz Feldkamp tarafından Galatasaray'a kazandırıldı... Geldiği ilk dönemde Volkan Yaman'dan formayı kapan ve uzun seneler boyunca hem milli takımda, hem de Galatasaray'da formasını terletti... Euro 2008'de yarı final oynayan kadroda yer aldı... Ardından çıkan sigaralı görüntüleri sebebi ile çok eleştiri topladı, 2010-11 sezonunun başında Karpaty Lviv'e karşı oynanan deplasmanda kaçırdığı adam sebebi ile yenen golün ardından büyük eleştiriler aldı... Ancak daha sonra Fatih Terim ile terkar çıkış yakaladı... Terim'in 2. sezonunda yerini Albert Riera'ya kaptırsa da, Mancini'nin stoperdeki ihtiyacını karşıladıktan sonra tekrar devamlı olarak oynamaya başladı... 


Geçen sezonun sonlarına doğru oynanan Gaziantepspor maçının son dakikalarında attığı kafa golü ile gelen şampiyonlukta çok büyük pay sahibi oldu... Şu anda 32 yaşında ve hala Galatasaray forması giymekte...

Caner Erkin, yine Ersun Yanal'lı Manisaspor'un altın döneminden bir isim... Kendisi bu dönemde gösterdiği olağanüstü performans ile çok erken yaşta CSKA Moskova'nın yolunu tuttu... Orada oynadığı iki sezonun ardından 2009 yılında kiralık olarak Galatasaray'a geldi... UEFA Kupası son 16 maçında Atletico Madrid maçında içinde bulunduğu verilmeyen bir penaltı pozisyonu sonrasında 2 dakika içerisinde gördüğü 2 sarı kart sonucu oyundan atıldı... Bu hareketi ile Galatasaray taraftarından büyük tepki topladı...

Bir sonraki sezonda Fenerbahçe'ye transferinin ardından Galatasaray taraftarı tarafından daha büyük bir nefret topladı... 2010-11 sezonunda Aykut Kocaman ile, 2013-14 sezonunda ise eski hocası Ersun Yanal ile Süper Lig şampiyonluğu yaşadı... Milli Takım'da da düzenli olarak forma giymektedir...

Galatasaray'ın şu anki kaptanı, Selçuk İnan, Manisaspor'un altın döneminin, Trabzonspor'un Şenol Güneş ile zirve yaptığı dönemin ve Galatasaray'ın Fatih Terim ile iki kere üst üste şampiyon olduğu dönemin kilit oyuncularındandı... 2006-07 sezonunda Manisa'da oynanan Manisaspor-Galatasaray maçında kaleci Mondragon'a attığı frikik ile tanınan Selçuk İnan, daha sonraları Manisa'da yükselen performansı ile Trabzonspor tarafından transfer edildi... Gustavo Colman ile orta sahada çok iyi bir ikili oluşturan Selçuk, 2011 sezonunun sonunda averaj ile şampiyonluğu kaçıran Trabzonspor takımında yer aldı... Sonraki sezonda Fatih Terim tarafından Galatasaray'a alınan Selçuk, Felipe Melo ile birlikte oluşturdukları orta saha ile üç şampiyonluk yaşadı... Bu performanslar arasında Abdullah Avcı tarafından Milli Takım'a alınmadığı zaman Avcı'ya tepkiler yağdı... 2012-13 sezonunda Fatih Terim tarafından takım kaptanı yapıldı... En kritik derbilerde attığı frikik golleri ile taraftarın gönlünde taht kurmuş olsa da, kötü performanslarında acımasızca eleştiri topladı... Oyun kurmaktan, sorumluluk almaktan kaçtığı söylendi... Hakkında hep yazılıp çizildi... Galatasaray ile üç şampiyonluk yaşadı... Şu anda 30 yaşında ve hala Galatasaray kaptanı olarak takımda forma giymekte...

Devamı haftaya...


8 Ağustos 2015 Cumartesi

Galatasaray - Bursaspor maçının ilk yarısından notlar...

Çekişmeli bir ilk yarı oldu... İki takım da sert mücadeleden kaçınmıyor... Ben de gözlemlediğim detayları aktarmak istiyorum...

Kalecilerden başlamak istiyorum... Mert düzenli olarak forma giymek ve kendini göstermek için Bursaspor gibi üst düzey bir Anadolu kulübünü seçti ve ilk resmi maçına da bugün çıktı... Çok önemli üç kurtarışı var henüz ilk yarı olmasına rağmen... Sneijder'in şutunda ve Serdar Aziz'in ters vuruşunda inanılmaz refleksleri ile gole izin vermedi... Ancak Yasin'in sol ayağından gelen şutta etkisiz kaldı... En önemlisi ise 45'te Serdar Aziz'in topunda savunmasının uzaklaştırmak için gelişi güzel vurduğu topa koşup, atlayıp, üzerine hızlıca oyun kurması büyük artı... Gelecek için çok pozitif mesajlar veriyor...
Muslera ise yine Galatasaray'ın dağılan savunmasının parçalarını topluyor... Yine kritik bir kurtarışı var ve bence en iyi yaptığı iş, kendisine gelen bir şutun ardından yerden kalkarak ikincisine de atlayabilmesi... Geldiği ilk sezondan beri benzeri kurtarışları var... Çok kaliteli...

Bursaspor'un sağ bek mevkiinde oynayan Erdem'i çok beğendim... Çabuk düşünüp, çabuk oynuyor, topu ayağında da çok gevelemiyor, ayakları da çabuk... Ortaları da kaliteli... İleri çıkınca tehlike yaratıyor... Ancak bunun yanında Alex Telles'in de fizik olarak olgunlaştığını gördüm... Daha önceleri omuz koyup top alma konularında zayıftı... Denge konularında da problemleri vardı... Arena'da 2-2 biten Galatasaray - Bursaspor maçında Şener'den yediği bir çalım var ki, Telles yere düşüp, çimleri yolmuştu...
Ozan Tufan ise müthiş bir yetenek... Hızı ve çalım yeteneği ile çok büyük bir geleceği var... Bugün sağ açıkta görev verdi Ertuğrul Hoca ve eğer ki Bursaspor kontra ataktan bir gol bulacaksa kendisinin önemli rol üstleneceğini düşünüyorum... Topu 50 metre boyunca çok kolay bir şekilde hızı ile taşıyabiliyor... Bileklerine çok hakim...

Bunun tam aksinde ise Bursaspor'un sol beki Emre var ki kendisi çok korkak oynuyor... Sürekli garanti paslara oynuyor ve topu ayağında tutmaktan çekiniyor... Daha cesur oynaması gerekiyor...
Galatasaray'da frikiklerde artık topun başına geçebilecek oyuncu sayısı çok fazla... Seneler evvel tek alternatif olan Selçuk bu maçta topun yanına dahi gelmedi... Bu bir takım için güzel bir artı...

Galatasaray taraftarına gelecek olursak, çok yüzsüzler... 2 hafta önce Udinese maçının 34. dakikasında maç meşale ve ses bombaları yüzünden iptal olmuş, ancak yine o insanlar marifetmiş gibi kendi yaptıklarını doğru bir şey zannederek abartılı şekilde meşale yakmaya, kale arkalarına ses bombaları ve meşale atmaya devam ediyorlar... Kale arkasında duman tabakası görmekten bıktım ben şahsen... Tuttuğum takımın taraftar profilinden nefret eder hale geldim... Umarım bir yolu bulunur da buna bir önlem alınır... Yoksa iş kötü yerlere gidiyor...

İlk yarı için yazabildiklerim bunlar... İkinci yarıyı bekliyoruz...

7 Ağustos 2015 Cuma

Çizgi Dışı: Güzel Şarkılar - The Funeral


Band of Horses grubunun 2006 yılında çıkardığı Everything All the Time albümünün en beğenilen şarkısı... Yumuşak başlayıp, gerektiğinde yaptığı çıkışlar ile muhteşem bir şarkı benim açımdan... Kafa dinlemek istediğimde birebir geliyor...

Albüm için:
https://open.spotify.com/album/5uMfshtC2Jwqui0NUyUYIL



Şarkı Sözü:
I'm coming up only 
To hold you under 
I'm coming up only 
To show you wrong 

And to know you 
Is hard we wander 
To know you all wrong 
We were 

Ooooohh oooohh 
Ooooohhhoohhhhooh 

Really to late to 
Call so we wait for 
Morning to wake you 
It's all we got 

To know me as hardly golden 
Is to know me all wrong 
They were 

And every occasion 
I'll be ready for the funeral 
Every occasion once more 
It's called the funeral 
Every occasion 
Oh, I'm ready for the funeral 
And every occastion 
Of one billion day funeral 

I'm coming up only 
To show you down for 
I'm coming up only 
To show you wrong 

To the outside 
The dead leaves they all blow 
Before they died 
had trees to hang their hope 

Oooohhhohhhhhh 
Oooooohooooooh 

And every occasion 
I'll be ready for the funeral 
And every occasion once more 
It's called the funeral 
And every occasion 
Oh, I'm ready for the funeral 
Every occasion 
Of one billion day funeral